Atatürk ile ilgili film yapmak, herkesin üstesinden geleceği bir iş değildir.


‘KARGA SESİ’NİN VEDA’SI





Suay Karaman
Tüm Öğretim Elemanları Derneği
(TÜMÖD) Genel Sekreteri

20. yüzyıldan, 21. yüzyıla geçen tek ve en büyük lider, ulu önder Mustafa Kemal Atatürk ile ilgili film yapmak, herkesin üstesinden geleceği bir iş değildir. Son olarak Ömer Zülfü Livaneli de Veda adlı bir film yaptı. Sayın Livaneli, 3 Haziran 1996 tarihinde Milliyet gazetesinde şunları yazmıştı: “Bugün Mustafa Kemal yaşıyor olsaydı, Türkiye politikasında nereye otururdu dersiniz? Suna Pelister çiftliği ile birlikte Atatürk Orman Çiftliği’ni de konuşmaz mıydık?” 19 Aralık 1996 tarihli Milliyet Gazetesi’nde ise şu ifadeleri yer almıştı: “’Anadolu İhtilali’ dediğimiz Kurtuluş Savaşı'mız bile Osmanlı paşalarının yürüttüğü bir hareket. Samsun'a çıkan Mustafa Kemal, Anafartalar kahramanı bir Osmanlı paşası değil de mesela Malatyalı bir öğretmen olsaydı, her şey çok güçleşirdi. Paşanın üniformasını çıkarmış olması büyük bir değişiklik yapmaz. Çünkü emekli paşa da paşadır.”

10 Kasım 1997 tarihinde Milliyet Gazetesi’nde; “Kemalizm O'nun ölümünden sonra sistemleştirilmeye çalışılmış ve zaman zaman da işlenen suçlara ve binbir beceriksizliğe kılıf olarak kullanılmış bir kavram. Bence o dahiye, en büyük kötülüğü ihtilal ortamının militerleri ile ara dönemlerin Kemalistleri yaptı” sözleri ile, 1 Aralık 2003 tarihinde Zaman Gazetesi’nin kendisiyle yaptığı söyleşide yer alan; “CHP sol vurgusunu bırakmalı” sözleriyle, fikirlerindeki bulanıklığı gün yüzüne çıkarmıştır.

9 Mart 2010 tarihli Cumhuriyet Gazetesi’nde kendisiyle yapılan Veda filmi hakkındaki söyleşisinde şu görüşleri dile getirmiştir: “Veda, bir Atatürk filmi değil, bir dostluk filmi. Ama bu dostlardan birinin adı Mustafa Kemal, ötekinin adı Salih Bozok olunca, hikâye bambaşka bir boyut kazanıyor. İster istemez savaşlar, ayrılıklar, göçler, mücadeleler giriyor içine. Filmin çok tartışma yaratacağını biliyordum. Saflar belliydi ve beni hiç şaşırtmadılar. Atatürk düşmanlarına, zaten benim yaptığım her işe düşman olan yarı aydın takımı da eklenince, ortalık epey yoğun bir karga sesiyle doldu.”

“Karga sesi”yle dolu olan ortamda, liberal görüşlü kişiliğiyle tanınan Livaneli’nin, filmde Atatürk’ü tam ve nasıl tanımladığı pek belli değil. Atatürk’ü seven Livaneli’nin, O’nu ve düşüncelerini tamamıyla özümsediğini söylemek olanaksızdır.

Büyük bir bütçeyle, yoğun emek harcanarak, çarpıcı bir müzik ve ileri düzeyde teknik olanaklarla yapılan Veda filmi, belgesel değil ama tarihi gerçeklere bağlılıktan uzak bir görünüm sergilemektedir. Filmin bakış açısı sıradan ve duygusu da eksik olduğu için, seyirciyi içine çekemiyor, karakterlerle bütünleştiremiyor.

Filmde Zübeyde hanımın Rum aksanıyla konuşması, bazı askeri üniformaların ve nişanların yanlışlığı, Fikriye hanımın “Mustafa abi” demesi, yurt dışından dönen Fikriye hanımın Çankaya Köşkü’nden kovulması, Latife Hanım’ın “Arkadaşlarından sonra şimdi de askerlerle mi dostluk ediyorsun” çıkışı karşısında, Mustafa Kemal’in hemen orada kalp krizi geçirmesi, ölümü sırasında yanında sadece doktorların olması gibi sahneler gerçeklerle örtüşmemektedir.

Trablusgarp Savaşı sırasında Mustafa Kemal’in hizmetlerinden söz edilmiyor. Sanki savaş yok, çarşıdaki Araplar ve falcı kadın, Trablusgarp’ın en önemli ve çarpıcı olayları olarak verilmiş. Filmde Türklerin Selanik’ten kaçması ile, İzmir’in kurtuluşunda Rumların kaçması aynı kefeye konmuş. Mustafa Kemal’in bağımsızlıktan sonra yapılacak işleri Mahzar Müfit’e yazdırırken, yanlarında Kazım Karabekir’in olması da büyük bir yanılgı.

Filmin bir sahnesinde Salih Bozok’un “Bu topraklarda bir zamanlar Türk’ü, Kürt’ü, Laz’ı, Çerkez’i, Ermeni’si, Yahudi’si hep bir arada barış içinde yaşardı. Ama artık maalesef” demesi, yepyeni bir ulus devleti kuran devrimcilerin söyleyeceği söz değildir. Filmde Atatürk’ün en yakını İsmet İnönü yok, Milli Mücadele yok, cepheler yok, tek bir Meclis sahnesi yok, devrimler yok, devlet adamlığı yok, Fikriye ile Latife arasında kalarak hata yapan biri olarak gösterilmiş Atatürk var.

Mustafa Kemal Atatürk’le ilgili filmleri hazırlayıp yayınlamak, gerçekten büyük bir birikim gerektirir. Tüm insanlığın övünç kaynağı olan büyük bir önder ve eşsiz bir lider için yapılan filmler ciddi bir araştırma ve çalışma sonucunda ortaya çıkarılmalıdır. Yoksa birkaç kitap okuyarak, tarihi bilmeden, ekonomik kaygılarla yapılan çalışmalar sorumsuzluk örneği olarak adlandırılır.

Bütün bu “karga sesi”nden sonra senaryosu “Şu Çılgın Türkler”, “Diriliş”, “Cumhuriyet” gibi kitaplarıyla büyük heyecan uyandıran, Atatürk'ü ülkemizde en iyi araştıran, en iyi anlayan ve en iyi özümseyen yazarlardan biri olan Turgut Özakman tarafından yazılan “Dersimiz Atatürk” filmi, büyük bir heyecanla beklenmektedir. Önümüzdeki günlerde gösterime girecek olan film, izleyiciyi Kurtuluş Savaşı'nın en önemli cephelerine götürerek, emperyalizme karşı ilk kez direniş gösteren ve galip gelen Türk halkının eşsiz kahramanlarıyla tanıştırır. Cumhuriyetin kuruluşuyla yoktan var edilen ülkemizin gelişimini ve tarihin en çok takdir edilen lideri Mustafa Kemal Atatürk’ü en sade bakış açısıyla anlatmaktadır. Medya ve İl Milli Eğitim Müdürlükleri tarafından “Mustafa” filmine gösterilen ilgi, “Dersimiz Atatürk” filmine gösterilecek mi?

Bekleyip göreceğiz?



 

HAYALDI GERÇEK OLDU!

Tayyip'i Getirenler!



AKP'yi Bir de Böyle İzleyin!