Tayyip mi, Davutoğlu mu kavgası başladı!

Erdoğancı medya ile Davutoğlucu medya arasındaki karşılık atışma artık kavgaya dönüştü.
 
Büyük kavga başladı 
Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’a yakın Güneş gazetesi bugünkü manşetine eski Başbakan Ahmet Davutoğlu’nun danışmanı Etyen Mahçupyan’ı taşıyarak kavganın fitilini ateşledi. Güneş gazetesi, Hrant Dink'in ölümünden önce onunla son görüşen kişinin Etyen Mahçupyan olduğunu hatırlatarak Mahçupyan'ın ifadesinin neden alınmadığını sordu

ERDOĞANCI MEDYADAN ÇOK SERT GÖNDERMELER

Bunun üzerine sosyal medyada Cumhurbaşkanı Erdoğan’a yakın isimler ile eski Başbakan Davutoğlu’na yakın isimler birbirine girdi. İlk mesaj Erdoğan’a yakın Star gazetesi yazarı Ersoy Dede’den geldi. Güneş gazetesinin manşetini paylaşarak öven Ersoy Dede şöyle mesaj attı:

“TEBRİKLER GÜNEŞ - Gazete ortodokslar'dan katoliklere mi geçti? - Etyen gazetenin hisselerini istedi mi? - Etyen FETÖ yazarı değil miydi?”

Ersoy Dede’nin ardından Cem Küçük de, Davutoğlu’na verdiği destekle bilinen Yıldıray Oğur ve Ceren Kenar’a çok ağır ifadelerle yüklendi. Türkiye gazetesi yazarı Yıldıray Oğur’un başkanlıkla ilgili "hayır" sinyali vermesinin ardından hükümet cephesinden de kendisine sert tepkiler gelmiş. Hükümete yakın Sabah gazetesi Yıldıray Oğur’un ağabeyi Turgay Oğur’un, 15 Temmuz sonrası yurtdışına kaçtığını öne sürmüştü.
Cem Küçük de AKP’nin “Başkanlık Tasarısı” için Yıldıray Oğur’un “Hayır” diyeceğini ifade ederek, “abine niye yurda dön demiyorsun Yıldıray? Niye o haine teslim ol çağrısı yapmıyorsun?” şeklinde yazdı. Küçük mesajlarının devamında, “Ceren Kenar ve Yıldıray Oğur ikiniz de sinsi hem de çok sinsi işler çevirdiniz.Artık bittiniz.” ifadelerini kullandı.

Cem Küçük’ün mesajları şöyle:
“Yıldıray Oğur TGRT aleyhine tweeti rt yapıyor. Ekmek yediği yere ihanet eden adamsın sen. Utan. Yıldıray Oğur şimdiden HAYIR propagandasına başladı. İşte gerçek yüzün bu senin Yıldıray. Akif Beki'den farkın yok. Yıldıray Oğur denen adam Cumhurbaşkanımıza alenen vesayet gücü diyor dünkü yazısında. Yıldıray Oğur T24 çizgisindeki Erdoğan karşıtı yazıları "Türkiye" gibi muhafazakar ve kıymetli bir gazetede yazıyor. Görüşmüyorum dediğin FETÖcü abin, terörist Turgay Oğur'a geçen Ramazan'da çiçek göndermişsin. İşte sen busun! Fetö'cü abine niye yurda dön demiyorsun Yıldıray? Niye o haine teslim ol çağrısı yapmıyorsun? Abin bile olsa terörist ile görüşmeyeceksin. Turgay Oğur alçak ve şerefsiz bir Fetullahçı teröristtir. Can Dündar gibi haince yurtdışına kaçmıştır. Yıldıray eğer adamsan bu son attığım tweeti rt edersin.Abin bile olsa teröriste terörist demeyi öğreneceksin. Teröristi korumayacaksın. Sen ancak hainliği tescilli bitik İsmail saymaz'a ajanlık yapar,yüzüme gülüp arkamdan iş çevirirsin. Benim yüzüme gül,Kadri Gürsel'i bitirdin bravo de,sonra bylock İsmail'e ajanlık yap.Bunun adı karaktersizliktir. Asla Yıldıray'ı terörist abisinden sorumlu tutmadım.Hep Yıldıray'ı savundum.Ama o gitti bylock İsmail'e aleyhimde ajanlık yaptı. Ceren Kenar ve Yıldıray Oğur ikiniz de sinsi hem de çok sinsi işler çevirdiniz.Artık bittiniz.”

‘Devlet Bahçeli ihraç edilsin’

MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi istifaya çağıran ve teklife destek veren milletvekillerini eleştiren MHP Burdur Meclis Üyesi Yavuz Mehmet Kaya , "Seçilirken ettiğiniz yemine sadık kalın. Başkanlık sistemi için yetki almadınız" dedi.

MHP
de ‘Bahçeli ihraç edilsin’ teklifi

MHP’nin anayasa değişikliği teklifine destek vermesinin ardından parti içinde tartışmalar devam ediyor. Bu tartışmalar artık yerini istifa seslerine bıraktı. 


MHP Burdur Meclis Üyesi aynı zamanda grup sözcüsü Yavuz Mehmet Kaya bir açıklama yaparak MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli’yi istifaya çağırdı. 

Açıklamasının ardından Aydınlık’tan Seda Akyüz'e konuşan Kaya "Partimizin duruşuna aykırı hareket eden Devlet Bahçeli derhal partiden ihraç edilmelidir" dedi.

Başkanlık sisteminin MHP’nin politikalarına aykırı olduğunu belirten Kaya şunları ifade etti:

Biz MHP olarak halkın karşısında parlamenter sistemi savunuyorduk. Şimdi ise çıkmışlar parlamenter sistemi yok eden bu anayasa değişikliğine destek veriyorlar. Kimsenin görüşünü almadan yapılan bu desteği anlayamıyoruz. MHP’liler bu teklifi içine sindiremiyor. Bizim tüzüğümüze tamamen ters. Bizim Atatürkçü biz çizgimiz var. Bu çizgimizden de asla vazgeçmeyiz. Taban da parlamenter sistemi savunuyor.

'TABAN SANDIĞA HAYIR DEMEK İÇİN GİDECEK'

MHP’nin anayasa değişikliği teklifine destek vermesinden tabanın büyük rahatsızlık duyduğunu vurgulayan Kaya sözlerine şöyle devam etti:

MHP tabanı istenilen bu anayasa değişikliğine karşı. Bahçeli ve milletvekillerinin de bu değişikliğe destek vermesinden rahatsız. Onun için olası bir referandum da taban sandığa hayır demek için gidecektir. Yönetim de karşı çıkan il örgütlerini görevden alıyor hatta delegelerin özgür iradesine ket vuruluyor.

'HALKTAN BUNUN İÇİN YETKİ ALMADINIZ'

Genel Kurulda devam eden oylamalara ilişkin MHP’li milletvekillerini sert bir dille uyaran Kaya, "Seçilirken ettiğiniz yeminlere sadık kalın. Halk sizi, ülkücü taban sizi parlamenter sistemi savunun diye seçti. Kalkıp başkanlık sistemini destekliyorsunuz. Halktan bunun için yetki almadınız. Aldığınız yetkiyi kötüye kullanıyorsunuz. Atatürkçü çizgide hareket edin" dedi.

Tonlarca yakıtın denizi kirlettiği Çeşme'de hukuk mücadelesi



İzmir'in Çeşme ilçesinde 2016'nın Aralık ayında Panama bandıralı bir geminin kayalıklara oturması ve gemiden sızan tonlarca yakıtın kıyıya vurmasıyla ilgili hukuki süreç başladı. Çeşme Ilıca mevkiinde evi bulunan bir yurttaşın vekalet verdiği avukatlar Senih Özay ile Murat Fatih Ülkü'nün açtığı tespit davası Çeşme Asliye Hukuk Mahkemesince kabul edildi.  

50 ton ham petrolün denizi kirlettiği
Çeşme'de hukuk mücadelesi başladı


Sözcü'den Gökmen Ulu'nun haberine göre, bu kapsamda mahkeme bilirkişi tayin etti. Bilirkişi heyeti, Ege Üniversitesi Su Ürünleri Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Uğur Sunlu, Dokuz Eylül Üniversitesi Çevre Mühendisliği Bölümü’nden deniz kimyası uzmanı Prof. Dr. Enver Küçükgül ve aynı üniversitenin Denizcilik Fakültesi Gemi Mühendisliği Bölümü Öğretim Görevlisi Bora Kayacan’dan oluştu. Heyet olay bölgesine giderek çalışmalarına başladı.

KAPSAMLI ARAŞTIRMA

Bilirkişi heyeti, ilk etapta kirliliğin yerinde saptanması için petrolden etkilenen kıyılarda incelemeler yaptı. Balıkçılar ve yörede yaşayan insanlarla görüştü. Heyeti taşıyan Sahil Güvenlik botu, olumsuz hava şartları nedeni ile geri dönmek zorunda kalınca, kazaya uğrayan Lady Tuna gemisine çıkılamadı. Heyet gemiye bir sonraki aşamada gidecek. 


Diğer yandan, üniversiteden temin edilecek sualtı araştırma ekibi ile deniz dibi canlılarının ve su tabanında faunanın nasıl etkilendiği ölçümler yapılarak incelenecek. Numuneler alınacak, laboratuarlarda analizler yapılacak. Denize ne kadar petrol yayıldığı, fuel-oil maddesinin çıplak gözle görülemeyen varlığı, gemide kimyasal madde olup olmadığı da araştırma kapsamında olacak. Bu arada, bilirkişilerin talebi üzerine, mahkeme, Kıyı Emniyeti Genel Müdürlüğü, Liman Bölge Müdürlüğü, Ulaştırma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, İzmir Valiliği, İl Çevre ve Şehircilik Müdürlüğü başta olmak üzere ilgili kurumlara yazı yazarak, sorular iletti.

Merakla beklenen bilirkişi raporu, Çeşme’deki çevre felaketine ilişkin bilinmeyen gerçekleri gün ışığına çıkaracak.

"BU DAHA BAŞLANGIÇ"


Avukatlar Senih Özay ve Murat Fatih Ülkü, tespit talebinin aynı zamanda bir çevre davasını başlangıcı olduğunu belirterek, tespitin hemen ardından kirliliğin sorumluları hakkında suç duyurusunda bulunup tazminat davası da açacaklarını açıkladı.

Avukatlar ayrıca Cumhurbaşkanlığı Devlet Denetleme Kurulunun olayı araştırması için de başvuru yapacaklarını söyledi.

Özay ve Ülkü, İzmir Büyükşehir Belediyesi ile Çeşme Belediyesi’nin de yargıya başvurarak hukuki süreç başlatmasını beklediklerini söyledi.

Ayrıca Çeşme’de yaşayan veya tatile giden tüm yurttaşların sigorta şirketinden tazminat talep etme hakkı olduğunu belirten avukatlar bunun için dilekçe yazılmasının yeterli olduğunu ifade etti.

“Referandumdan ‘hayır’ çıkacak”

Türkiye Barolar Birliği Başkanı Prof. Dr. Metin Feyzioğlu, partili cumhurbaşkanlığı sistemini öngören anayasa değişikliği teklifinin halkoylamasına sunulmasi halinde sandıktan ‘hayır’ çıkacağını savundu.

Feyzioğlu: “Referandumdan ‘hayır’ çıkacak”


“Hem ciddi bir sezgi ve hem veriyle, geri dönüşle söylüyorum” diyen Feyzioğlu, “Referandum partiler arası bir yarış olarak ele alınmazsa, merkez sağ, milliyetçi ve muhafazakar seçmenin çok büyük kaygıları var ve bu değişikliğe destek vermez. Milletimiz inanılmayacak kadar sağduyuludur. Milletimize güveniyorum” ifadesini kullandı.

Posta’dan Hakan Çelenk’e açıklama yapan Feyzioğlu, Barolar Birliği’nin anayasa teklifini anlatmak 60 saniyelik videolar hazırlarını söyleyerek “İçeriğini ben anlatıyorum. “Ne düşünüyorsunuz?” diye soruyorum. Bir empoze yok. Çok basit animasyonlar da hazırladık. Anayasa değişikliğini makyajından, boyalarından arındırıp anlatıyoruz. İlk videoyu 20 milyon kişi izledi” diye konuştu.


Feyzioğlu, “Referandumdan ‘Evet’ çıkarsa ne olur” sorusuna “Öncelikle çıkmayacak, onu söyleyeyim. Ama şunu da çok açık söyleyeyim ‘Evet’ çıkarsa Türkiye’yi büyük tehlike bekliyor. O da şu: Yarın öbür gün dolar almış başını gitmiş, terör iyice tırmanmış… Bir taraftan da ekonomik sıkıntı. Ultra radikal bir ekip çıkar “Daha da radikal, daha keskin olmanız lazım” der. Radikalizmin önünü bir açarsanız bugünleri dahi mumla aratacak yapılar gelir. Getirilmek istenen sistem, radikalleşmeye prim veriyor” yanıtını verdi.

“150 YIL BOŞA GİDER”


Anayasa taslağının geçmesi durumunda Türkiye’nin 150 yıl kaybedeceğini savunan Feyzioğlu, “TBMM’nin cumhurbaşkanını görevden alması hayal, ama cumhurbaşkanının sabah kalkıp ‘Meclis’i feshedeyim’ demesi sınırlamaya bağlı değil. Meşrutiyet zamanında padişaha verilmişti bu yetki. Meşrutiyetin yaşamama sebebi de budur. Padişah feshetmiştir. Türkiye 150 yıllık demokrasi yolculuğunun 1’inci basamağına geri dönüyor. 150 yıllık tecrübeyi boşuna yaşamış oluyoruz” diye konuştu.

Cübbeli Ahmet “UYDURUKÇU” çıktı!

Diyanet’ten yapılan açıklamada, “'Satranç oynayan lanetlenmiştir, oyunculara bakan da domuz eti yemiş gibidir' şeklinde söylenen söz hadis değil uydurmadır” görüşüne yer verildi.

Diyanet'ten satranç fetvası


Kamuoyunda Cübbeli Ahmet Hoca olarak bilinen Ahmet Mahmut Ünlü'nün satrançla ilgili sözlerine Diyanet'ten fetva niteliğinde yanıt geldi. Yanıtta, satrançla ilgili olduğu söylenen hadisin uydurma olduğu vurgulandı.

Ünlü, "Satranç tavladan da kumardan da beter. Satranç oynamaktansa ateşi tutmak daha hayırlı. Satranç oynayan kişi insanların en yalancısı. Oynayanlara ölürken kelime-i şahadet nasip olmayabilir. Satranç oynayan lanetlenmiştir. Oynayana bakan da domuz eti yiyen gibidir. Bu oyunları oynayacağınıza elinize tesbih alın, sübhanallah çekin" demişti.


CHP eski milletvekili, avukat Ziya Yergök, Diyanet İşleri'nin Dini Bilgilendirme Platformu'na başvurarak bu açıklamayla ilgili bilgi istedi. Yergök'e, Din İşleri Yüksek Kurulu Başkanlığı'ndan şu açıklama geldi: "'Satranç oynayan lanetlenmiştir, oyunculara bakan da domuz eti yemiş gibidir' şeklinde söylenen söz, hadis değil uydurmadır. Peygamberimizden santranç oynamayı yasaklayan hiç bir sahih hadis gelmemiştir."

'KUMAR VE YASAK HUSUS BARINDIRMAYAN OYUNLAR MÜBAHTIR'

Diyanet İşleri Başkanlığı Din İşleri Yüksek Kurulu'nun açıklamasının tam metni şöyle:

"Fıtrat dini olan İslam insanların maddi ve manevi ihtiyaçlarını göz önünde bulundurmuş, bu arada meşru eğlenme ihtiyacını da dikkate alarak bununla ilgili ilkeler koymuştur. Eğlenmede temel ilke ise, dinin koyduğu emir ve yasaklara doğrudan ya da dolaylı şekilde aykırı olmamaktır.

Dinimizde eğlenmenin ibadetleri ve asli görevleri terk ve ihmale yol açacak şekilde birinci plana alınmaması öngörülmekte ve tercih edilecek oyunun yararlı olması tavsiye edilmektedir. İçerisinde kumar ve benzeri yasak hususlar bulunmayan oyunlar 'eşyada asıl olan mubah oluştur' ilkesi gereğince genel olarak mubah kabul edilir.

Buna göre kumara vesile yapılması, ibadetlere engel olması ve aşırı derecede zaman israfına yol açması durumunda satranç oynamak caiz değildir. Ancak kumara vesile yapmaksızın, ibadetlere engel olmayacak tarzda, fazla zaman israfına da yol açmamak kaydıyla sadece eğlenmek için oynamakta dini açıdan bir sakınca bulunmamaktadır.

‘Satranç oynayan lanetlenmiştir, oyunculara bakan da domuz eti yemiş gibidir' şeklinde söylenen söz, hadis değil uydurmadır. Peygamberimizden satranç oynamayı yasaklayan hiç bir sahih hadis gelmemiştir."

“Namaz kılmayan hayvandır” diyen Prof! ‘Nasıl Kıvırır!’

TRT'de katıldığı Ramazan programında “Namaz kılmayan hayvandır” açıklaması yapan Aşkar'dan, mahkeme kendisini Programda da anlatmak istediğim konuda doğaçlama gelişen bir söylemde bulundum ifadeleriyle savundu.

“Namaz kılmayan hayvandır ”

 diyen ‘profesör!’den ilginç savunma 

TRT’de katıldığı “Ramazan Sevinci” adlı programda 
Alnı secdeye gelen bir varlık var mı insanın dışında? Yok. Secde eden tek varlık insan. O zaman ben düz söyleyeyim. Ayette de bunu söylüyor, ağır gelmesin. Yani namazı hayvanlar kılmaz. Namaz kılmayan da hayvandır" sözlerini sarfeden ve büyük tepki toplayan Prof. Dr. Mustafa Aşkar hakkında açılan davanın ilk duruşması bugün Ankara 36. Asliye Ceza Mahkemesi’nde görüldü.

Davaya Mustafa Aşkar avukatıyla katılırken, müştekilerden Mehmet Ali Elcek, Ayla Eyüboğlu, Çiğdem Koç, Yaşar Polat, Yüksel Güler, Ankara Barosu Başkanlığı vekili Av. Zeynep Birkan Şakır, AKD Alevi Kültür Dernekleri Genel Merkezi vekili Av. Gürsel Aldemir, CHP Milletvekili Candan Yüceer vekili Av. Onur Tatar, CHP Milletvekili Ali Haydar Hakverdi vekili Av. Eylem Hakverdi de mahkemede hazır bulundu.

“ORUÇLUYDUM, GİYSİLERİM KAYBOLDU”

Duruşmada savunma yapan Aşkar kendini şöyle savundu:

“Olay tarihinde davetli olarak katıldığım TRT 1 televizyonundaki programa katılmak için İstanbul'a seyahat ettiğimde TV'ye çıkmak için yanımda getirmiş olduğum giysilerimi havaalanında kayboldu. 

3-4 saat bununla uğraşmak zorunda kaldım. Ayrıca oruç olmamdan dolayı kendim şeker hastası olduğum için şekerimin de düştüğünden oldukça kötü bir psikoloji ile programa çıkmıştım. Programda da anlatmak istediğim konuda doğaçlama gelişen bir söylemde bulundum.

Ben yıllardan beri Türkiye Yazarlar Birliği Ankara Şubesi'nde mesnevi dersleri veriyorum. Bu nedenle toplumun tamamına yönelik hoşgörü sahibiyim. Kesinlikle insanların bir kısmına hayvan diye hakaret edecek birisi değilim. Ancak gelişen o günkü olaylar ve konuşma sırasında anlatımda bulunurken hayvanların namaz kılamayacağını söylemim doğrudur. Fakat diğer söylem konusunda aniden gelişen bir olaydır. 

Farketmeden ve sonucu düşünmeden söylenmiş bir husustur. Ertesi gün de zaten durumun farkına vararak alınan tüm kesimlerden özür diledim. Halen de mahkemeniz huzurunda özür diliyorum.”
Yeniçağ 

“Bahçelinin Kaseti var diyorlar. Esir almışlar”

Genco Erkal, Twitter hesabından Devlet Bahçeli'nin "başkanlık karşıtı" açıklamalarını paylaşarak "Bir tek bu adama şaşıyorum. Kaseti var diyorlar. Esir almışlar. Yoksa bu lafları eden biri bugün bulunduğu duruma nasıl düşebilir? Hayret..." dedi.

Genco Erkal'dan Bahçeli'ye...


Genco Erkal'ın başında olduğu "Dostlar tiyatrosu"nun resmi hesabından paylaşılan görüntüyü, CHP'li Tuncay Özkan 3 Aralık 2016'da Twitter'dan paylaşmıştı.

Yeni anayasa konusunda AKP'yle anlaşan MHP Genel Başkanı Bahçeli, eski açıklamalarında başkanlığa birçok kez karşı çıkmıştı.

İşte Erkal'ın hesabından yapılan o paylaşım:

Reina katliamcısı yakalandı

Yılbaşı gecesi Reina'ya saldıran terörist Abdulkadir Masharipov İstanbul Esenyurt'ta düzenlenen bir operasyonda oğlu ile birlikte yakalandı. Reina saldırganı ile birlikte bir arkadaşının da yakalandığı öğrenildi.
 
Reina katliamcısı yakalandı
Yılbaşı gecesi Reina'da 39 kişiyi katleden 'Abu Muhammed Horasani' kod isimli Abdulkadir Masharipov İstanbul'da yakalandı.
  
Hürriyet'ten Toygun Atilla'nın aktardığı habere göre Esenyurt'ta düzenlenen operasyon sonucunda yakalanan teröristin yanında oğlunun da bulunduğu öğrenildi. Teröristin sağlık kontrolünden sonra Emniyet'e getirileceği öğrenildi.

Dört bir yanda “Ayağa Kalkıp HAYIR” dediler

Sosyal medya üzerinden başlatılan, AKP'nin anayasa değişikliğine karşı
“Ayağa Kalkıyoruz”
eylemine Türkiye'nin dört bir yanından vatandaşlar katıldı...

Türkiye'nin dört bir yanında “HAYIR” eylemi



Çok sayıda sivil toplum kuruluşu ve sendikaların çağrısı ile sosyal medya üzerinden başlatılan, AKP'nin anayasa değişikliğine karşı “Ayağa Kalkıyoruz” eylemine Türkiye'nin dört bir yanından vatandaşlar katıldı.


Özdağ'dan CHP'ye: ‘Erdoğan ve Bahçeli ülkeyi bilinmeze sürüklüyor’

MHP'den ihraç edilen Ümit Özdağ'dan CHP'ye: Erdoğan ve Bahçeli ittifakı Türkiye'yi bilinmeze sürüklüyor.

Özdağ'dan CHP'li vekillere mektup


MHP'den ihraç edilen Gaziantep Bağımsız Milletvekili Ümit Özdağ, CHP'li milletvekillerine gönderdiği mektupta "Erdoğan ve Bahçeli ittifakı, Türkiye’yi başkanlık anayasası ile bir bilinmeze doğru sürüklüyor" dedi.

Özdağ mektubunda, “Gazi Meclis, sahip olduğu yetkileri İstiklâl Harbi’nden bugüne getirmektedir. Bugün bu yetkileri, Türkiye’nin ağır bir tehdit ile karşı karşıya olduğumuz iddiası ile bir kişiye devretmeye kalkmak sadece Türk Milletine değil, İstiklal Harbi’mize de ihanet anlamına gelecektir." değerlendirmesinde bulundu.

MHP’de Bahçeli’ye ‘BÜYÜK ÖFKE’

 MHP’ye yapılan büyük kötülük!

Özcan YENİÇERİ
AKP her şeye müsait bir siyasi partidir. Bu nedenle her şeye müsait bir siyaset izliyor. AKP’nin ne Irak ve Suriye’de ne de Kıbrıs’ta kırmızı çizgisi vardır. “Çözümsüzlük çözüm değildir” diyerek Kıbrıs’ta Annan Planı’na destek verebilir, komşularla “sıfır sorun” politikasıyla Suriye-Türkiye arasındaki mayınları kaldırabilir. Bir bakarsınız çözüm sürecinde HDP ile anayasa sürecinde Bahçeli’yle iş birliği yapabilir!

Türkiye son beş yıldır çok ilginç ittifak ve itilaflarla karşı karşıya kalmıştır!

Yapılanlar anayasal bir değişiklikten ibaret değildir!


Türkiye’de sık sık anayasalar değişmektedir. Siyaset kendi yetersizliğini anayasanın değiştirilmesiyle kapatmaya çalışmaktadır.

Getirilen anayasa değişikliğiyle devlet hallaç pamuğu gibi atılmakta, yeniden yapılandırılmaktadır. Yeni yapılanmaların neleri değiştireceği veya hangi sorunlara neden olacağını düşünen dahi yoktur.


Getirilen anayasa değişikliği gerçekte bir dönemi kapamaktadır. Her şeye müsait, keyfi ve başına buyruk bir dönemin de önünü açmaktadır. Uygulamada ifrat ile tefrit arasında git-gellerin yaşanacağı bir Türkiye dönemi bu değişiklikle başlamış olacaktır.

Yeni anayasayla siyasi sorumluluğun yerini “Rabbim ve milletim beni affetsin” yakınmaları alacaktır. Milletvekillerinin yerini saray danışmanları, yasanın yerini de çoğu kez kararnameler alacaktır.

Devlet yönetiminde AKP türü ilkesizliğin, tutarsızlığın ve yozluğun her çeşidi rutin olgu haline gelecektir.

Olumlular AKP’ye olumsuzlar MHP’ye

Anayasa değişikliğinin bir mağlubu bir de galibi vardır. Mağlubu kerameti kendinden menkul siyaset anlayışıyla durumdan vazife çıkararak anayasa değişikliğini hiç yoktan gündeme getiren ve destekleyen Devlet Bahçeli’dir. Galibi ise AKP ve “Türk Milliyetçiliğini ayakları altına alan” zihniyettir.

Halk, Anayasa değişikliğinin üreteceği bütün sorunların sorumlusu olarak şimdiden MHP’yi görmekte ve göstermektedir.

Bahçeli, MHP’yi bir kullanımlık parti konumuna düşürmüştür.

Elli yıllık mazisinde MHP, hiç bu duruma düşmemiş ve düşürülmemişti.


Gelinen aşamada başta Milliyetçi-Ülkücü hareketin efsanevi lideri Başbuğ Alparslan Türkeş olmak üzere rahmeti rahmana kavuşmuş olan bütün ülkücü şehitlerin kemikleri sızlamaktadır.


AKP’nin bilinçaltı nüksediyor!


Bahçeli’nin desteğiyle gerçekleştirilen anayasa değişikliği, AKP’nin gerçek niyetini uygulamada bir araç olacaktır. AKP gerçek anayasa değişikliğini başkanlık sistemi geldikten sonra gündeme getirecektir.

Nitekim daha şimdiden AKP milletvekilleri TBMM’de ‘Anayasanın ilk dört maddesinin de değişebileceğine’ yönelik sinyaller vermiştir.

Aslında dayatılan bu anayasal değişiklik gerçekleştiğinde zaten ilk dört maddenin bir anlamı kalmamış olacaktır. Çok rahat yeni sistemde bu maddelerin içi boşaltılabilir ve bu maddelerin etrafından dolaşılarak istenilen devlet yapılanması gerçekleştirilir.

Kimse kendi kendini kandırmasın.

Dört maddenin değişmesini isteyenler gerçekte AKP’nin bilinçaltını ifade etmiş olmaktadır.

Kaderini AKP’ye endekslemiş olan Bahçeli’nin AKP’nin anayasa değişikliğiyle başkanlığı elde ettikten sonra bu anayasaya dayalı olarak yapacaklarından da sorumlu olacaktır.

O zaman alayına “evet” ya da “hayır” demesinin bir anlamı olmayacaktır.

Ülkücüler mazisi şereflerle bezenmiş Milliyetçi Hareketi zelil duruma düşürenlerden önünde sonunda hesap soracaktır.

MHP’nin tavanı tabanından kopmuştur!

Kamuoyu şirketlerinin yaptıkları araştırmalarda MHP yönetimi ile MHP seçmeninin cumhurbaşkanlığı sistemine olan desteği tam ters yönde olduğunu göstermektedir. MHP’de tavan başka şey taban daha başka şey diyor.

AKP’nin eski danışmanlardan Etyen Mahcupyan şu tespitte bulunuyor: ‘MHP seçmeninin kabaca üçte ikisi ile AKP’nin çoğunluğu arasında net bir duruş farklılığı vardır. Bu durumda MHP cenahından referandumda gelebilecek katkının 3 puanı geçmesi zor gözüküyor’.

Sonuçta Bahçeli’nin “başkanlık sevdası” hem MHP’yi hem de Türkiye’yi zor durumda bırakmıştır.

Başkanlık sistemini MHP’nin eliyle gündeme sokmak MHP’ye yapılan en büyük kötülük olmuştur.

Tarih bu vahim trajedinin mesullerini önünde sonunda yargılayacaktır.

“Paket geçerse Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğiz”

TBMM'de ilk tur görüşmeleri tamamlanan, ikinci turu ise Çarşamba günü yapılacak olan Anayasa değişiklik paketine, daha şimdiden Anayasa Mahkemesi yolu göründü.

Özgür Özel:
 “Anayasa Mahkemesi’ne götüreceğiz”
CHP Grup Başkan Vekili Özgür Özel, Anayasa değişikliklerinin gizli oylamayla yapılmasının Anayasa hükmü olduğunu, ancak AKP’li vekillerin bu hükmü hiçe sayarak oylarını açık olarak kullandıklarını hatırlattı. 

 Özel, eğer ikinci tur oylamada da benzer bir durum yaşanırsa ve teklif 330’u geçerse, “konuyu AYM’ye taşıyacağız” dedi.

“ANAYASA’YI HİÇE SAYIYORLAR”
CHP Grup Başkanvekili Özgür Özel, TBMM’de yaptığı açıklamada, AKP’lilerin ‘başkanlık anayasası' görüşmelerinde Anayasa'nın hiçe sayılıp açık oy verdiklerini vurgulayarak, şöyle dedi;

“Eğer bu düzenleme açık oylarla, takip edilen oylarla, gözlemcilerle, baskıyla alenileştirilir ve 330'u geçerse Anayasa Mahkemesine gidip bu düzenlemenin Anayasa Mahkemesi tarafından denetlenmesi ve iptalini sağlayacağız. Şekli yönden de anayasa yazım tekniği açısından da götüreceğiz.”